Pazartesi, Ocak 16, 2006

Geleceğin Reklam Ajansı için Manifesto

Erol Batislam tarafından yazılmış bu manifesto gerçekten de çok açık ve net.
Herkes bunu gerçekten benimseyebilse keşke...


Basitleştir, insancıllığını koru, faydalı hale getir.

Bilmece çözdürmeden, izleyenin insanlığından mutlu olmasını sağlayan ve bir fayda sunan fikir/iletişim tadından yenmez.

Mantıkla değerlendir, duyguyla karar ver.

Akıl ve fikrin dengesi işimizde her şeyden önemlidir. En küçüğünden en büyüğüne, her bütçe için ve her iletişim aracı için bu geçerlidir.

Kimseye zorla iyilik yapılmaz.

Ajansı marka gibi görürüz. Değerini artırmak için bir markaya nasıl yaklaşıyorsak aynı yöntemi uygularız. Hedefi, konumu, vizyonu, stratejisi ve kişiliği nettir. Beğenen gelir, beğenmeyene zorla sevdirilmeye çalışılmaz.

Baloya giden dans eder.

İletişim işi seçkinci olamaz. Ne mecrada ne tüketicide ne de markada... Bizimle çalışmayı isteyen reklamverene mecra farkı gözetmeden fikir üretiriz. Fikirlerimizin değeri bilindiği ve karşılığı verildiği sürece...

Çok öpüşen treni kaçırır.

İşin felsefesine kaptırıp, entelektüel tartışmalar yapmak ancak aksiyona dönerse iyidir. Düşünmeden aksiyon almak ise o derece tehlikelidir.

Hızlı ve etraflı düşünüp harekete geçmeyi tercih ederiz.

Şikayeti şahaneye çeviririz.

İletişim ancak gerçek bir soruna çözüm getirirse lezzetli olur. İşe sorunun ne olduğunu tanımlamakla başlarız.

Bokumuzda boncuk aramayız.

Önsezilere güvendiğimiz kadar doğru zamanda, doğru insanlarla ve doğru sorularla yapılan pratik araştırmaya ve analize ayrılan zamana ihtiyaç duyarız.

Ekip, en zayıf halkası kadar güçlüdür.

En iyi performansı gösterecek iş ortaklarıyla çalışır, sorunun çözümü için doğru insanları harekete geçiririz. Egosu şişkin ama iş dosyası o kadar da şişkin olmayan insanlarla vakit kaybetmeyiz.

Bir etki yaratmıyorsa çöpe at.

Markanın iletişimi kimsenin düşüncesini olumlu olarak değiştirmiyor, insanları harekete geçirmiyorsa hiçbir şeye yaramaz.

Nereye gittiğini bilmiyorsan, herhangi bir yol seni oraya götürür.

Kısa vadeli etkinin peşine uzun vadeli ilişkiyi, değer yaratmayı katmadıkça, iletişim zihinde ve kalpte bir tortu bırakmaz. Suya yazı yazmaktan öteye geçmez. Derdimiz, uzun vadede tüketicilerin markamızla ilişkisini sağlamlaştırmaktır. Markalarla tüketicilere uzatılmış balayı yaşatmaktır.

Atları da vururlar.

Elmalarla armutların birbirine karıştığı, anlamsız yarışmalara, gereksiz enerji ve zaman kaybı yaratan konkurlara girmeyiz. Etki yaratmanın krallığına, kimyasal etkileşime ve sıvı transferine inanırız.

Kifayetli muhteris.

Çok müşteri, az iş, eh para değil; az müşteri, öz iş, çok para.

Minareyi çalmazsan kılıfla da işin olmaz.

Kötü işin bahanesi olmaz. İyi için sonuna kadar çabalar, olmayacak duaya da amin demeyiz.

Yeni, yine, yeniden.

Kafamızı ve kapımızı dünyaya daima açık tutarız. Yenilikleri takip eder, dünya yüzündeki yetenekleri ve bilgiyi kullanmamayı salaklık sayarız.

Hiç yorum yok: