Çarşamba, Eylül 12, 2007
Perşembe, Eylül 06, 2007
Bee Movie
Tekrar hoşgeldin Jerry :)
Welcome back Jerry :)
Aşağıdaki iki tane fragman filmin resmi fragmanları/These two trailers below are the official trailers of the movie:
Bunlarda "gayriresmi" fragmanlar/And these are the "unofficial" ones :) :
Welcome back Jerry :)
Aşağıdaki iki tane fragman filmin resmi fragmanları/These two trailers below are the official trailers of the movie:
Bunlarda "gayriresmi" fragmanlar/And these are the "unofficial" ones :) :
Worth1000'dan yeni bir yarışma / Worth1000's new contest

Fotoğraf manipülasyonunda ufaktan bir marka haline gelmiş paylaşım sitesi Worth1000 yeni bir yarışma açmış bulunuyor. Herkesi geçmişin sanatçılarının ellerinden çıkmış eserleri bugünün "janjanlı" jarnına photoshop ile uygulamaya çağırıyor. Yarışmaya buradan, yarışma ile ilgili detaylara buradan ulaşabilirsiniz.
Worth1000 wants us to show today's big bling, hip culture as seen thru the eyes of yesteryear's classic artists by photoshop. You can check out the contest by here, learn the conditions by here.
Etiketler:
worth 1000
Güle güle koca adam / Goodbye big man
Bu sabah erken saatlerde Luciano Pavarotti, çağının en büyük tenorlarından birisi, 71 yaşında İtalya Modena'daki evinde hayata gözlerini yumdu.
Early this morning, Luciano Pavarotti, one of the greatest tenors of his generation, has died at his home in Modena, Italy, at age 71.
Cennetten bir düet / A duet from heaven:
Teşekkürler Cohiba
Early this morning, Luciano Pavarotti, one of the greatest tenors of his generation, has died at his home in Modena, Italy, at age 71.
Cennetten bir düet / A duet from heaven:
Teşekkürler Cohiba
Etiketler:
luciano pavarotti
Pazartesi, Eylül 03, 2007
Mad Men
Ne olduğunuz, ne istediğiniz, neyi sevdiğinizin hiç önemi yok. Tüm mesele nasıl sattığınız. AMC ve Emmy® ödüllü "The Sopranos"un yapımcı ve yazarı Matthew Weiner'ın yeni dizisi "Mad Men"(Deli adamlar) bizlere nasıl satılması gerektiğini en provokatif biçimde gösterecek. 1960'ların New York'unda geçen dizi acımasız bir rekabet ortamındaki Madison Avenue reklamcılarının ego merkezli hayatlarını gözler önüne sererken, esas oyuncuların satışı bir sanat haline getirirken özel hayatlarının da satılmasını gözler önüne seriyor. Amerika'nın reklamda altın çağını anlatan ve bu hafta 8.bölümü yayınlanacak olan bu dizi ne mutlu ki e2 tarafından 17 Eylül'den itibaren her Pazartesi 22:15'te Türk izleyiciler ile de buluşacak.
Hem NY, hem 60'lar hem reklamcılık...Ben daha ne isterim!
What you are, what you want, what you love doesn't matter. It's all about how you sell it. From AMC and the Emmy® Award-winning executive producer and writer of "The Sopranos" Matthew Weiner, comes Mad Men, a provocative new primetime drama about how to sell the truth. Set in 1960 New York, the daring new series is about the lives of the ruthlessly competitive men and women of Madison Avenue advertising, an ego-driven world where key players make an art of the sell while their private world gets sold.
NY, 60's and advertising...What can i ask more?!
Teşekkürler cohiba
Etiketler:
mad men advertising reklamcılık e2
Çarşamba, Ağustos 29, 2007
Uykusuz'luk başlıyor...

Leman'da eskiden Perşembe geceleri çizim geceleriydi...
Herkes oturur gece yarısından Cuma sabahına kadar çizerdi. Dergi adını bu gelenekimsi gevşeklikten mi alıyor, bu sabahlama süreci halen devam ediyor mu bilinmez.
Yıllar yılları kovaladı, Leman LMN oldu, oradan Penguen türedi vs vs vs..
Şimdi Türk mizah dünyası yeni bir dergiye hoşgeldin diyor. Dergi yeni evet ancak kalemlerin hepsi bildik isimler.
Penguen çıkışlı bu dergide ben yıllar öncesinin Hıbır topluluğu tadını yakaladım.
O zamad da derginin en delifişekleri ayrılıp Hıbır (ki sonradan HBR Maymun oldu) dergisini çıkartmışlardı. Şimdi de pek çoğumuzun Penguen alma sebebi olan çizerler kendi kanatlarını çinilemiş durumdalar.
Yiğit Özgür, Ersin Karabulut, Umut Sarıkaya(bu üçü üç silahşör gibiler zaten), Vedat Özdemiroğlu(!), Barış Uygur, Oky, Yavuz Öztürk, Memo Tembelçizer(!), Fırat Budacı, Ender Yıldızhan, Engin Günaydın (evet o Engin Günaydın), Uğur Gürsoy ve Yılmaz Aslantürk'ten kurulu çizer kadrosu ile hafif bir Real Madrid tadı veren ekibin 5 Eylül'de çıkaracakları ilk sayılarını merakla beklemekteyim.
Ha gözlerim Selçuk Erdem ve Atilla Atalay'ı aramadı mı?..Aramaz mı!...Ve Bahadır Baruter, lafım sana! Derginin editörlüğünü accık kenara bırakıp bir iki tane daha Ruhaltı çizmezsen vallahi Penguen küresel ısınmaya kurban gidecek)
İyi şanslar arkadaşlar...
Etiketler:
uykusuz mizah dergisi
Salı, Ağustos 28, 2007
Cuma, Ağustos 24, 2007
Berlitz
"What are you thinking about?"
O kadar güldüm ki...
I laughed a lot!
O kadar güldüm ki...
I laughed a lot!
Etiketler:
berlitz language german
Perşembe, Ağustos 23, 2007
Nico Di Mattia
Saygıdan ayağa kalkasım geldi!
Respect!
LOST:
Scarlett J.:
Thom Yorke:
SpiderMan:
ve kardeşim için/and for my brother:
Daha fazlası için / For more
Respect!
LOST:
Scarlett J.:
Thom Yorke:
SpiderMan:
ve kardeşim için/and for my brother:
Daha fazlası için / For more
Etiketler:
Nico Di Mattia
Perşembe, Ağustos 09, 2007
Yusuf Çavuşoğlu

Hani Cem Yılmaz şovunda diyor ya Karadeniz turnesi ile ilgili,
"Ben o fıkradaki adamla çay içtim" diye.
Bu yukarıdaki efsane levhayı yıllar önce yazan kişi ile, yani Yusuf abi ile tanışıp çay içip hem bu levha hem de genel haller hakkında sohbet etme şerefine nail oldum.
Daha güzel bir askerlik anısı, daha bir "selebiriti" kişilik olabilir mi :)
Çarşamba, Ağustos 08, 2007
Pazar, Temmuz 15, 2007
Kazara bir gerilla pazarlama başarısı!/Accidentally guerilla marketing goal!
Efendim bilenler bilir, Nisan'dan bu yana askerlik görevimi ifa etmekteyim ve bu zaman zarfında Rize'nin şirin ve şarjörü bol ilçesi Ardeşen'de gördüklerimi aralıklı olarak sizinle paylaşmaya çalışıyorum. Genelde bu paylaştıklarım mizah yönü kuvvetli konularken dün 08-10 nizamiye nöbeti sırasında şahit olduğum bir olay işin rengini değiştirdi.
-----------------------
Özelleştirme sonrasında atağa kalkan Türk Telekom, bildiğiniz-yada şu anda öğreneceğiniz- üzere ATCW tarafından yaratılan t-shirt konseptli Cem Yılmaz destekli yeni kampanyası ile GSM hatlarına meydan okumaya başladı. Bu kampanya dahilinde Türk Telekom bayilerinin vitrinlerini süsleyen ve kampanyaların içeriklerinin yazılı olduğu t-shirtleri yada en azından afişleri, o da olmadı Mazhar'lı Biricik'li TV reklamlarını görmüşsünüzdür.
Ve Ardeşen'in bir delisi var arkadaşlar. Adı Hüseyin. Kendisi sıklıkla "Nasssiiiii??" ve "Abi ben delimiyiiim?" diye bağırması ile tanınan,7/24 sokakta olan, kimseye bir kötülüğü dokunmayan, güleç yüzlü bir arkadaşımız. Kendisi tüm Ardeşen ahalisi tarafından çok seviliyor ve sürekli olarak mağazalara, mekanlara davet ediliyor, ikramda bulunulunuyor(yazması ne zormuş bunu...bulunulunuyor...)
Buraya kadar yazımızını giriş kısmını bitirdik. Türk Telekom, gerilla pazarlama ve Deli Hüseyin ve nizamiye arasındaki bağlantıya, yani gelişmeye gelirsek;
Dün, nöbetimi tutarken bir de baktım Hüseyin karşıdan ona buna selam vererek geliyor. Üstünde de aşağıdaki t-shirt. Bildiğimiz gibi gözün algıda en kuvvetli tepki verdiği iki renk mavi ve sarıdır. Ve insanlar genelde başka birinin üstündeki yazıyı okur. Ve Hüseyin Ardeşen'de aklınıza gelebilecek her yere girip çıkıyor, herkese selam veriyor herkes onu görüyor bu 45600 nüfuslu ilçede. Büyük ihtimalle Türk Telekom bayii fazla diye yada atacağı için yada Hüseyin istedi diye yada sadece kendi istediği için Hüseyin'e vermiş bu t-shirtü. (Ha bir pazarlama durumu var ise, ki yarın sorup öğrenmeye çalışıcam TürkTelekom'dan, o zaman alkışlarım bu lokal bayiye)

Neticede, ATCW ve Türk Telekom sanıyorum dünya reklamcılığında bir ilki başardılar ve "mahallenin delisi"ni istemeden de olsa bir reklam mecrası haline getirdiler, herkesin kampanya hakkında fikir sahibi olmasını sağladılar.
Alkışlar kampanya yaratım ekibine ve bu t-shirt'ü Hüseyin'e veren arkadaşa.
Foto:Uzman Jandarma Çavuş Osman Oylum'a teşekkürlerimle :)
(Bir ara üşenmezsem ingilizcesinide yazacağım, çarşıda dakikalar kıymetli :) )
-----------------------
Özelleştirme sonrasında atağa kalkan Türk Telekom, bildiğiniz-yada şu anda öğreneceğiniz- üzere ATCW tarafından yaratılan t-shirt konseptli Cem Yılmaz destekli yeni kampanyası ile GSM hatlarına meydan okumaya başladı. Bu kampanya dahilinde Türk Telekom bayilerinin vitrinlerini süsleyen ve kampanyaların içeriklerinin yazılı olduğu t-shirtleri yada en azından afişleri, o da olmadı Mazhar'lı Biricik'li TV reklamlarını görmüşsünüzdür.
Ve Ardeşen'in bir delisi var arkadaşlar. Adı Hüseyin. Kendisi sıklıkla "Nasssiiiii??" ve "Abi ben delimiyiiim?" diye bağırması ile tanınan,7/24 sokakta olan, kimseye bir kötülüğü dokunmayan, güleç yüzlü bir arkadaşımız. Kendisi tüm Ardeşen ahalisi tarafından çok seviliyor ve sürekli olarak mağazalara, mekanlara davet ediliyor, ikramda bulunulunuyor(yazması ne zormuş bunu...bulunulunuyor...)
Buraya kadar yazımızını giriş kısmını bitirdik. Türk Telekom, gerilla pazarlama ve Deli Hüseyin ve nizamiye arasındaki bağlantıya, yani gelişmeye gelirsek;
Dün, nöbetimi tutarken bir de baktım Hüseyin karşıdan ona buna selam vererek geliyor. Üstünde de aşağıdaki t-shirt. Bildiğimiz gibi gözün algıda en kuvvetli tepki verdiği iki renk mavi ve sarıdır. Ve insanlar genelde başka birinin üstündeki yazıyı okur. Ve Hüseyin Ardeşen'de aklınıza gelebilecek her yere girip çıkıyor, herkese selam veriyor herkes onu görüyor bu 45600 nüfuslu ilçede. Büyük ihtimalle Türk Telekom bayii fazla diye yada atacağı için yada Hüseyin istedi diye yada sadece kendi istediği için Hüseyin'e vermiş bu t-shirtü. (Ha bir pazarlama durumu var ise, ki yarın sorup öğrenmeye çalışıcam TürkTelekom'dan, o zaman alkışlarım bu lokal bayiye)

Neticede, ATCW ve Türk Telekom sanıyorum dünya reklamcılığında bir ilki başardılar ve "mahallenin delisi"ni istemeden de olsa bir reklam mecrası haline getirdiler, herkesin kampanya hakkında fikir sahibi olmasını sağladılar.
Alkışlar kampanya yaratım ekibine ve bu t-shirt'ü Hüseyin'e veren arkadaşa.
Foto:Uzman Jandarma Çavuş Osman Oylum'a teşekkürlerimle :)
(Bir ara üşenmezsem ingilizcesinide yazacağım, çarşıda dakikalar kıymetli :) )
Cumartesi, Temmuz 14, 2007
Malt - Deprem / Malt - Eathquake
Çok şükür birileri rock yapmaya devam ediyor...
Thank god some guys are still rockin'.
(Gönül isterdi ki 02:20de giren bas riffi bir tur daha gideydi...Gene de ellerinize sağlık!)
Thank god some guys are still rockin'.
(Gönül isterdi ki 02:20de giren bas riffi bir tur daha gideydi...Gene de ellerinize sağlık!)
Perşembe, Temmuz 12, 2007
Ardeşen'den çarpıcı reklam kampanyaları!
Birincisi hemen jandarmanın karşısında bir Turkcell bayinin camında koca harflerle yazılı bir kampanya;
"Hazır kart veya telefon alana avize bedava!"
Diğeri ise Ardeşen merkezde bir halıcının kampanyası;
"Bir halı alana 10 halı bedava".
Evet, karadenizdeyim ben...
"Hazır kart veya telefon alana avize bedava!"
Diğeri ise Ardeşen merkezde bir halıcının kampanyası;
"Bir halı alana 10 halı bedava".
Evet, karadenizdeyim ben...
Pazartesi, Temmuz 02, 2007
Hayatımın en iyi fikri 23 yaşında / The best good idea of my life's 23th birthday!

Bugün senin doğum günün. Annen ve babanın en iyi fikri, benim tüm hayatımsın. Doğum günün kutlu olsun denizkızım, elfim, aşkım, eşim, Tuğçem...
Today is your birthday. The best "good idea" of your parents became the whole world of mine. Happy birthday my mermaid, my elf, my love, my wife to be, my Tuğçe...
Perşembe, Haziran 07, 2007
Rize/Ardeşen notları...
Geride bıraktığım 2 ay içerisinde burada karşılaştığım enteresan gelen mevzulardan bir kuple.
* Çayken'te bir bakkal ile aramızda şöyle bir selpak mendil muhabbeti geçti.
- Mendil ne kadar?
- 250 bin / 350 bin
- (avucumda bir 250 bin lira durmaktadır) ha iyi, versene bi tane.
- (bakkal pembe bir selpak çıkarıp koyar masaya, 250bin lirayı alır) Abi 100bin daha rica edecem
- E 250 dedin.
- 250 olan düz beyaz olanı abi, bu pembe, kokulu
- E beyaz olandan ver o zaman?
- Beyazından yok ki abi...
- !?!?!
* Komutanın cep telefonunu servise bırakmak için girdiğim Nokia bayisinde yanımda duran adam cebinden çıkarttığı şatafatlı Nokia 8800'ını yetkil servis elemanına uzatarak şöyle dedi: "Ha bu alet bozuk, yapun bunu, çevir sesi vermii"...
* Rize'de bir balıkçı, tezgah bomboş, tezgahın arkasında bir arçelik buzdolabı duruyor, tezgahın üstünde de bir kartonda şu yazı var: "Balıklar dolapta"
* Karşıdan karşıya yürüyerek geçen güvercin gördüm burada. Bir de kafa önde, kanatlar arkada birşey düşünüyor gibi. Önünden bisiklet geçti, durdu, bisiklete baktı dik dik, geçtikten sonra yürümeye devam. :))
* Devriyede bir köyde meyve suyu getirdiler. Yan sanayi Fanta. Adı "Chat". Sloganı da aynen şöyle; "Sanal dostlukların gerçek tadı"
* Trabzon-Rize arasında bir ocakbaşı var, adı "Sana ocakbaşı. Kendin pişir kendin ye." Adı bu kadar net başka müesseses bilmiyorum ben.
* İsimlerden açılmışken, Rize'de "Camii önü mahallesi camii" adında bir camii var. Giritli Heraklet'in ilk paradoksuna Rize'den tokat gibi bir cevap :))
* Karadeniz otoyolu Nisan'da açıldı. Rize AkParti'nin Tayyip Erdoğan'ın bu jestine teşekkürü afişlerle oldu. Şu anda otoyolun etrafında RTE'ın resmi basılı afişlerde aynen şu cümle yazıyor; "Açtığın yolda yürümeye söz veriyoruz."
* Dolmuşta geçenlerde birisi para uzattı, 500 bin eksikmiş, şöför "Ablacım verse bi 500bin daha yollarmısın" dedi, önde oturan diğer alakasız bir yolcu "Yoksa ben vereyim" diye atladı!
* Dolmuş demişken, "Rize sanayide inecek var mı" diye 2 kere soran şöföre "İnecek olsa zaten söyler ne baaraysun" diyerek posta koyan teyzeye buradan alkışlarımı yollamak istiyorum.
* Ardeşen'in Belediye ambleminde silah var...Kelimeler kifayetsiz.
* Bal heryerden alınır. Ama burada direkt arı alabiliyorsun.Yada kum, çakıl, saman...Ciddiyim...
( Bu arada, 317. dönem olarak askere gelecek ve Rize eşrafına düşecek yakını oluşacak olanlara şimdiden söyleyeyim benimle irtibata geçip bilgi alabilirler.)
* Çayken'te bir bakkal ile aramızda şöyle bir selpak mendil muhabbeti geçti.
- Mendil ne kadar?
- 250 bin / 350 bin
- (avucumda bir 250 bin lira durmaktadır) ha iyi, versene bi tane.
- (bakkal pembe bir selpak çıkarıp koyar masaya, 250bin lirayı alır) Abi 100bin daha rica edecem
- E 250 dedin.
- 250 olan düz beyaz olanı abi, bu pembe, kokulu
- E beyaz olandan ver o zaman?
- Beyazından yok ki abi...
- !?!?!
* Komutanın cep telefonunu servise bırakmak için girdiğim Nokia bayisinde yanımda duran adam cebinden çıkarttığı şatafatlı Nokia 8800'ını yetkil servis elemanına uzatarak şöyle dedi: "Ha bu alet bozuk, yapun bunu, çevir sesi vermii"...
* Rize'de bir balıkçı, tezgah bomboş, tezgahın arkasında bir arçelik buzdolabı duruyor, tezgahın üstünde de bir kartonda şu yazı var: "Balıklar dolapta"
* Karşıdan karşıya yürüyerek geçen güvercin gördüm burada. Bir de kafa önde, kanatlar arkada birşey düşünüyor gibi. Önünden bisiklet geçti, durdu, bisiklete baktı dik dik, geçtikten sonra yürümeye devam. :))
* Devriyede bir köyde meyve suyu getirdiler. Yan sanayi Fanta. Adı "Chat". Sloganı da aynen şöyle; "Sanal dostlukların gerçek tadı"
* Trabzon-Rize arasında bir ocakbaşı var, adı "Sana ocakbaşı. Kendin pişir kendin ye." Adı bu kadar net başka müesseses bilmiyorum ben.
* İsimlerden açılmışken, Rize'de "Camii önü mahallesi camii" adında bir camii var. Giritli Heraklet'in ilk paradoksuna Rize'den tokat gibi bir cevap :))
* Karadeniz otoyolu Nisan'da açıldı. Rize AkParti'nin Tayyip Erdoğan'ın bu jestine teşekkürü afişlerle oldu. Şu anda otoyolun etrafında RTE'ın resmi basılı afişlerde aynen şu cümle yazıyor; "Açtığın yolda yürümeye söz veriyoruz."
* Dolmuşta geçenlerde birisi para uzattı, 500 bin eksikmiş, şöför "Ablacım verse bi 500bin daha yollarmısın" dedi, önde oturan diğer alakasız bir yolcu "Yoksa ben vereyim" diye atladı!
* Dolmuş demişken, "Rize sanayide inecek var mı" diye 2 kere soran şöföre "İnecek olsa zaten söyler ne baaraysun" diyerek posta koyan teyzeye buradan alkışlarımı yollamak istiyorum.
* Ardeşen'in Belediye ambleminde silah var...Kelimeler kifayetsiz.
* Bal heryerden alınır. Ama burada direkt arı alabiliyorsun.Yada kum, çakıl, saman...Ciddiyim...
( Bu arada, 317. dönem olarak askere gelecek ve Rize eşrafına düşecek yakını oluşacak olanlara şimdiden söyleyeyim benimle irtibata geçip bilgi alabilirler.)
Perşembe, Nisan 12, 2007
Karşı ki dağdan çay isteyen?
Önce Tuğrul'u uğurladık askere.
Erzurum-karaçoban karaköprü jandarma karakol komutanlığında "cenderme" yaptık kendisini.
Sıra bana geldi ve ne acayip bir tesadüftür ki ben de Rize'ye "cenderme" gidiyorum
Evet bu blogda böyle bir durum var sanırım. Memlekete jandarma yetiştiriyoruz :)
Diyeceğim odur ki,
Yolunuz Rize'ye düşer yada oradaysanız ben 1 ay kadar Riza Çaykent Jandarma eğitim birliğinde eğitiliyor olacağım. 1 ay sonra nerede olacağımı merak eden olursa gene bu sayfada "edit" olarak görebilir.
Cümleten görüşmek üzere efem.
Erzurum-karaçoban karaköprü jandarma karakol komutanlığında "cenderme" yaptık kendisini.
Sıra bana geldi ve ne acayip bir tesadüftür ki ben de Rize'ye "cenderme" gidiyorum
Evet bu blogda böyle bir durum var sanırım. Memlekete jandarma yetiştiriyoruz :)
Diyeceğim odur ki,
Yolunuz Rize'ye düşer yada oradaysanız ben 1 ay kadar Riza Çaykent Jandarma eğitim birliğinde eğitiliyor olacağım. 1 ay sonra nerede olacağımı merak eden olursa gene bu sayfada "edit" olarak görebilir.
Cümleten görüşmek üzere efem.
Etiketler:
cenderme jandarma iyi fikir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


